Küçük Karabalık...

Bir çocukluk hikayemdir “Küçük Karabalık”. Günlerden bir gün, zamanlardan bir zaman; Sevgili Dayım Ömer Kutlu yine bir yaz günü Ankara’dan Manisa’ya geldi…

12 Ağu 2026 - 16:35 YAYINLANMA

Bir Ayrışma ve Bireyselleşme Hikayesi: Küçük Karabalık

             Bir çocukluk hikayemdir “Küçük Karabalık”. Günlerden bir gün, zamanlardan bir zaman; Sevgili Dayım Ömer Kutlu yine bir yaz günü Ankara’dan Manisa’ya geldi…

Bütün gece heyecan benliğimi sardı. Onun gelişi evde bir bayram havası yaratırdı. Ben, ablam ve abim gözümüze uyku girmeden sabah olmasını beklerdik. Sabahın ilk ışıklarında dayım evimizin penceresinden görünürdü.

Birgün elinde Can Yayınlarından Samed Behrengi’nin kaleme aldığı Küçük Karabalık masalı vardı. Görünürde bir çocuk masalı olsa da aslında cesaret, özgürlük arayışı, sınırları aşma arzusu ve sorgulama üzerine yazılmış derin bir başkaldırı hikayesi.

            Seneler sonra bu hikayeyi Klinik Psikolog Doktor kimliğimle Margaret Mahler’in ayrışma ve bireyselleşme kuramı çerçevesinde yazmak istedim.

            Hikaye, yaşlı bir balığın on iki bin torununa anlattığı bir masal çerçevesinde ilerler.

         Mahler’e göre çocuk önceleri belki de ilk 2 ay içinde otistik dönemdedir. Yani dünyanın ve kendinin farkına varamadığı bir dönem.

            Hikaye sanki sonrası dönemlerle başlar. -Mahler’in sembiyotik dönemi; bir olma ve bağımlı olma halinin bir göstergesidir. Çocuk tıpki küçük karabalık gibi annesinin doğrularını kendi doğruları zanneden “ben” diyemeyen bir yapıdadır.

Küçük Karabalık, annesiyle birlikte küçük, rutin ve güvenli bir derede yaşamaktadır. Bu dönem çocuklarda 2 nci aydan 4 ncü  aya kadar devam eder.

            Çevresindeki diğer balıkların aksine, hayatın sadece yüzmekten, yemek yemekten ve aynı derede dönüp durmaktan ibaret olamayacağına inanmaya başlar. 

Derenin sonunun nereye vardığını ve dünyanın geri kalanında neler olduğunu büyük bir merakla öğrenmek ister. Annesi ve komşuları onu bu "tehlikeli" düşüncelerinden vazgeçirmeye çalışır, onunla alay eder ve bilinmeyenden korktukları için onu yola çıkmaktan alıkoymak isterler. Küçük Karabalık kararlıdır; toplumsal baskılara boyun eğmez ve dünyayı keşfetmek üzere yola çıkar. İşte Mahler’in ayrışma ve bireyselleşme dönemi burada başlamıştır.

Bu dönem yumurtadan çıkma dönemidir. Kişinin kendisini sorgulamaya başladığı dönemdir. 3 ncü aylar ile 8 nci aylar arasında yaşanır.

            Küçük Karabalık, dere boyunca ilerlerken kendi küçük göletlerini dünyanın tamamı sanan iribaşlar (kurbağa yavruları) gibi dar görüşlü canlılarla tartışır. Yolculuğu boyunca zalim bir yengeçle yüzleşir ve tehlikeli pelikanlardan kaçar.

Bu süreçte ona yardım eden bilge bir kertenkele ile dost olur. Nehir giderek büyürken, Küçük Karabalık da hem dünyayı tanır hem de cesaretini pekiştirir.

         Bu evre Mahler’e göre practicing yani uygulama evresidir. 8 ayın üzerinde 10 ncu aylar ile 15 nci aylar arasında yaşanır. Çocuk yürümeyi öğrenir, dünyayı keşfetmekten büyük bir coşku duyar.

Dünyayı fethetme arzusu içindedir ve annesinden fiziksel olarak uzaklaşır. Küçük Karabalık'ın dereden ayrılma kararı alması ve şelaleden aşağı atlaması uygulama evresidir.

Annesinin ağlamaları ve komşuların tehditleri onu durduramaz çünkü o artık bağımsız hareket edebilmenin; kendi yüzgeçleriyle yeni sulara yüzmenin coşkusunu yaşamaktadır. Yolda karşılaştığı iribaşlar (kurbağa yavruları) ile girdiği tartışmalar, onun sınırlarını test etmesi ve kendi kimliğini diğerlerinden ayırt etme çabasıdır.

            Sonrasında diğer evreye geçilir. Yeniden yakınlaşma ve gerçeklikle yüzleşme evresi. Bu evre 15 nci ve 22 nci aylar arasında yaşanır.

Çocuk ne kadar uzağa giderse gitsin, dünyanın tehlikeli ve büyük olduğunu fark ettiğinde kaygı duyar. Geri dönüp anneden güven almak ister ancak aynı zamanda bağımsızlığından da vazgeçmek istemez.

Nehir genişledikçe Küçük Karabalık dünyanın sadece coşku verici değil, aynı zamanda zalim yengeçler ve pelikanlar gibi tehlikelerle dolu bir yer olduğunu anlar. Korku hisseder. Ancak masal, Mahler'in kuramının sınırlarını zorlar: Küçük Karabalık korktuğunda annesine geri dönmez (gerileme yaşamaz). Bunun yerine bilgeliği temsil eden Kertenkele ile tanışır.

Kertenkele ona, dünyadaki tehlikelerle başa çıkabilmesi için bir hançer verir. Bu hançer, psikolojik olarak çocuğun içselleştirdiği "başa çıkma becerilerini" ve "özgüveni" temsil eder.

         Zorlu ve uzun yolculuğun ardından Küçük Karabalık, nihayet hayalini kurduğu o uçsuz bucaksız denize ulaşır. Burada kendisi gibi farklı yerlerden gelmiş milyonlarca balıkla tanışır. Ancak denizin de kendine has tehlikeleri vardır.

Zalim bir karabatak (balıkçıl kuşu) denizdeki küçük balıklara saldırıp onları yutmaktadır. Küçük Karabalık, karabatağın midesine yutulan diğer bir balığı kurtarmak için kertenkelenin ona verdiği hançeri kullanır. Kuşun midesini içeriden yırtarak diğer balığın kaçmasını sağlar ancak kendisi bir daha asla geri dönmez.

            Mahler’in son evresinde birey, annesi yanında olmasa bile onun varlığını içselleştirmiş, kendi sınırlarını çizmiş ve bağımsız, tutarlı bir benlik algısı (kimlik) geliştirmiştir. Bu evre 22 nci 30 ncu aylar arasında yaşanır. Tam nesne tam kendiliğin yaşandığı evredir.

Küçük Karabalık nihayet denize ulaşır. Artık annesinin veya komşularının yargılarına ihtiyaç duymaz. Kendi doğruları olan, özgür iradesiyle kararlar alabilen tam bir "birey" olmuştur. Denizdeki karabatağın midesinde diğer balığı kurtarmak için kendi canını feda ederken kullandığı kertenkelenin hançeri, onun bireyselleşmesinin zirvesidir. Bu nesne sürekliliği ve bireyselleşmenin tamamlanması aşamasıdır.

         Sonuç :

            Yaşlı balık masalını bitirdiğinde, on iki bin torunundan sadece biri hariç hepsi uykuya dalar. Uyumayan o tek Küçük Kırmızı Balık, gece boyunca denizi ve Küçük Karabalık'ı düşünür.

            Hikaye; bedeli ne olursa olsun gerçeği aramanın, karanlığa ve korkuya karşı boyun eğmemenin önemini vurgular. Küçük Karabalık fiziksel olarak yok olsa da, onun cesareti ve özgürlük ideali başka bir balığın (Küçük Kırmızı Balık) zihninde yaşamaya devam eder.

Hikayenin sonunda masalı dinleyip uyuyamayan Küçük Kırmızı Balık ise, ayrışma ve bireyselleşme döngüsünün yeni nesillerde tekrar başlayacağının en güzel kanıtıdır.

Bu küçük karabalık benim hayatımda nerede: Bazen içimde, bazen çevremde. Bir sembol olarak dövmesi sol kolumda, kızımın ise bacağında.

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: