Film karesi gibi ilişkiler

İnsanı tanımlayan dört alan. Duygu, düşünce, davranış ve beden. Homosapiens kendini sosyal ilişkilerin içinde var ediyor.

22 May 2026 - 15:25 YAYINLANMA

Film karesi gibi ilişkiler

 İnsanı tanımlayan dört alan. Duygu, düşünce, davranış ve beden. Homosapiens kendini sosyal ilişkilerin içinde var ediyor. Yani sorunların büyük kısmı psikolojik mi? Sosyolojik mi? Tartışması yerinde olsa gerek.

İlişki nedir?

Sosyal psikolojik anlamda bir çıkar alışverişi mi? Maddi ve manevi. Yoksa ilişki; en genel tanımıyla iki ya da daha fazla unsurun, varlığın veya kavramın birbirine bağlanma, birbirini etkileme ve karşılıklı bağ kurma biçimi mi?

Kelime anlamı oldukça geniş olan bu kavram; insani, toplumsal, mantıksal, matematiksel ve bilimsel boyutlarda farklı şekillerde hayat bulur ve farklı ilişki türlerinin olduğunu görürüz.

İnsani ve sosyal İlişkiler, romantik ilişkiler, aile ilişkileri, arkadaşlık ve dostluk ilişkileri, profesyonel ve iş ilişkileri. Psikolojik açıdan baktığımızda bireyin hem kendisiyle hem de dış dünya ile kurduğu bir köprüdür ilişki…

Aslında bağlandığın ve bağ kurduğun bir liman. Tek bağlantımız sadece dış dünya ile değildir. Kendimizle kurduğumuz ilişki de bir özfarkındalık yaratır. Düşüncelerimizin, duygularımızın, davranışlarımızın ve sınırlarımızın farkına vardığımız bir gerçeklik.

Sağlıklı ilişki var mıdır?

Elbette ki vardır. Karşılıklı saygı, açık iletişim, empati, güven ve sağlıklı sınırlar koyabilme becerisi üzerine inşa edilir.

Sağlıksız ilişkiler ise aksiyon filmi gibidir. Kişiler ben olmadan biz olmaya çalışır. Karşılıklı saygı kaybolur, kontrol ve şiddet ilişkinin bir parçası halini alır. Ayna nöronları bizden önce karar verir ve sizin geçmişteki ilişkilerinizin benzerini size sunar.

Seçimler yapıldıktan sonra yaşanan olaylar aslında size yavaş yavaş birşeyler söyler. Tıp ki bir aksiyon filminin kurgusu gibi. Önce bir aksiyon sahnesi yaşanır ve kahraman oradan yara almadan kurtulur.

Kahraman buradan dönmez ve yoluna devam eder. Sonra daha büyük bir aksiyon sahnesi. En sonunda en büyüğü. Kahraman ya yara almadan kurtulur, yaralanır ve hayatta kalır yada yaşamla bağını keser. İşte filmin sonu.

Eğer dış gözlemci kimliği ile ilişkilerinize bakma beceriniz var ise; yaşananları gerçek anlamında değerlendirirsiniz. Duygularınıza bakmanız yeterli. Size düşünceleriniz ve duygularınız gerçeği söyler. Bu aksiyon sahnelerinin size ne söylediğini farkeder ve belki de bitmesi gereken ilişkiyi orada sonlandırırsınız.

Sonlandırmazsanız ne olur? Filmin kahramanı gibi ya çok yaralanır yada bir süre için yaşadıklarınızın travmatik deneyimi ile hayatınızı kesintiye uğratırsınız.

Son sözü Dostoyevski söyleyin. “Masadan kalkmayı bileceksin”.

H.Fatih Dane

Klinik Psikolog Doktor

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: