Flanör olmak

Yaşamın içinde ne çok kaygı barındırırız. Bir kısmı gerçekleri içerirken, bir kısmı ise zihnimizin bize oyunları gibidir...

18 Haz 2026 - 15:06 YAYINLANMA

Flanör olmak

 Yaşamın içinde ne çok kaygı barındırırız. Bir kısmı gerçekleri içerirken, bir kısmı ise zihnimizin bize oyunları gibidir..

Toplumsal kuralların içinde çeşitli kurguların bir parçası oluruz. Doğarız ve biraz büyürüz. Kreş ve anaokulu bizi kucaklar. Tıpkı tren odalarının birbirini kovalaması gibi zaman hızla akıp gider. İlkokul, ortaokul ve sonrası yoğun bir hazırlık süreci. Göreceli olarak popüler bir Lise. Son sınıfta maraton tekrar başlar.

Herkesin gitmek istediği bir üniversite ve ileride bol akçe yaratacak bir bölümde yerini almak. Tabi ki yanında ekstraları da var. Bir dil öğreneceksin, hatta ikinci bir yabancı dilin olacak. Saymakla bitmez. Sonrasında çalışma hayatı başlar. Zirvedeki üç harfli statüye uzanan bir yolculuk. CEO. Zaman kazanımlarımızın düşmanı gibidir.

Hayallerimiz emeklilik planlarının içinde yerini alır. “Bir emekli olayım sen gör beni”. Karavanlar alınacak, teknelerde dolaşılacak, yazlıkta kahveler içilecek, seyahatler gırla gidecek. Sanki gencecik kalıp ve aynı motivasyona sahip olacakmışız gibi.

Herkesin bildiği bir hikaye vardır. Deniz kenarındaki balık tutan genç ve yaşlı adam. Genç adam her oltayı attığında balığı çeker. Yanına yaşlı bir amca gelir. “Evlat çok iyisin bu balıkları ne yapıyorsun” diye sorar. O da “Satıyorum ekmeğimizin peşindeyiz”. “O zaman kazancınla sandal al. Sonra motorlu kayık. Sonra büyük bir balıkçı teknesi ve balıkçı tekneleri”. Genç adam sorar: “Sonrası”. “Çok paran olur. Bak burada benim gibi bir yazlığın olur ve denize bakıp keyfini sürersin”. Genç adamın şaşırtan cevabı kulaklarda çınlar “Ben bunu şimdi de yapıyorum”.

Bir kavram fısıldadı bugün bana. Flanör olmak. Fransızca kökenli flâneur kelimesinden türemiş olan kavram; acele etmeden, belirli bir varış noktası olmaksızın, sokakları arşınlayıp şehri ve insanları derinlemesine gözlemleyen "aylak kent gezgini" veya "düşünür-gezer" anlamına gelir.

Nasıl göründü gözünüze. Bugün evden çıkıyorsunuz. Girmediğiniz sokaklarda kayboluyorsunuz. Denizin kenarında çayınızı yudumlarken, simitinizi yiyorsunuz. Sonra dolaş babam dolaş. Bütün gün aylakçı gibi dolaşıyorsunuz. Sanki dolap beygiri gibi. Sıra kahvenizi içmeye geliyor. Çok gezen mi bilir? Çok okuyan mı? Misali.

Bir yere yetişme telaşınız yok, yürüyüşün tadını çıkarıyorsunuz. Kalabalığın içinde sokakları, vitrinleri, insan davranışlarını ve kentin mimarisini gözden geçiriyorsunuz. Şehrin o koşturması sizin umurunuzda bile değil. Bu dramın izleyicisisiniz.

Ne dersiniz. Bir gün için denemeye değmez mi?

 

 

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: