Doktor hasta yoğunluğuna dayanamadı
Hastalıkları önlemenin birinci yolu, hastalıklara yakalanmadan tedbirini almaktır...
Doktor hasta yoğunluğuna dayanamadı
Hastalıkları önlemenin birinci yolu, hastalıklara yakalanmadan tedbirini almaktır…
İşte buna ‘koruyucu hekimlik’ deniyor…
Hemen belirteyim. 3-5 dakikalık hasta muayenesiyle koruyucu hekimlik olmaz. Şu an ülkede uygulanan sistem budur…
Bugünkü sistem, tekrarlamakta fayda görüyorum, doktorları adeta yarış atına çevirdi.
“Performans” adı verilen sistemde, doktor baktığı hasta sayısına göre para alıyor. Ne kadar çok hasta o kadar para!
Doktorlara yaptıkları tıbbi işlem adedine göre puanlama getirildi. Çok puan toplayan maaşına ilave olarak ek döner sermaye primi almaya başladı…
Alt yapısı hazırlanmadan planlamaları yapılmadan hayatımıza sokulan bu sistem hastanelerde çalışma huzurunu da bozdu…
Mesela; çok daha fazla çalışarak 5-6 saat ameliyatta kaldığını söyleyen bir doktor, diğer meslektaşlarına göre daha az puan aldığından yakınır oldu…
Döner sermaye prim ödemelerinde halen adaletsiz bir dağılım şekli bulunuyor. Örneğin aynı iş ve görevi yapan Haydarpaşa Numune Hastanesi’nin bir doktoruyla, Şişli Etfal Hastanesi’nin doktorunun aldığı döner sermaye geliri arasında ciddi farklılıklar bulunuyor. Haliyle bu durum doktorlar arasında huzursuzluğu da beraberinde getirdi.
Dayatılan performans sisteminden rahatsızlık duyan birçok hekim; ‘hastalarıma gerekli zamanı ayıramıyorum, faydalı olamıyorum’ diyerek özel sağlık kurumlarına geçiyor…
İşte size bir örnek…
İstanbul Bakırköy Sadi Konuk Devlet Hastanesi’nde görev yapan Ramotoloji Uzmanı Dr. Cemal Bes, istifa ederek, özele geçti.
Hastalar tarafından çok sevilen ve günde 100’ün üzerinde hastaya bakan bu uzmanımız, “Çok çalışıyorum ama hastalarıma faydalı olamıyorum.” diyerek, istifa etmek zorunda kaldı.
Doktor Bey haklı tabii…
Böyle bir sistemde, sağlık hizmetlerini yürütmeye çalışırsan, olacağı budur işte!
Soruyorum…
Günde 100 hastaya nasıl bakılır? Doktor, bu hastaları tek tek muayene ederek, nasıl sağlıklı teşhis koyabilir?
Bu soruların cevabını ülkenin sağlık yöneticileri verebilir mi?
Hiç sanmıyorum!
Güya performans sistemi sağlığının iyileştirilmesine katkı sağlayacaktı. Ama tablo ortada. Bu sistemden ne hekim, ne da hasta memnun…
Kamu sağlık kurumlarında hayata geçirilen performans sistemi ek ödemeye dayalı bir uygulama olduğundan ne kadar fazla tıbbi işlem yapılırsa o kadar çok para alınması demekti. Bu sistem kamu sağlık ve kuruluşlarında yapılan tıbbi işlem sayılarını müthiş şekilde artırdı.
Mesela; kilolu ve şekeri biraz yüksek olan bir hastaya, ne yapması gerektiğini anlatmak yani, ‘tuzu azalt, şekerden uzak dur, egzersiz yap, bir ay sonra gel durumuna bakalım’ gibi sözlü önerilerde bulunmak önleyici ve koruyucu tıp alanına giriyor.
Tabii bunlar para etmiyor…
Performans sistemiyle birlikte cerrahi girişimler ve tıbbi işlemler de çok arttı. Her ameliyattan, her muayeneden puan alınıyor. Toplanan puanlarda para anlamına geliyor, hekimlere her ay ek ödeme yapılıyor.
Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanmakta olan performansa göre ödeme sistemi çok eleştirildi. Getirilen bu sistemi ben de eleştiriyorum. Bu sistemden sağlık çalışanları bile memnun değil.
Sistem şöyle işliyor…
Hastane gelirlerinin bir kısmı havuzda toplanarak, sağlık çalışanlarına her ay ‘performans’ adıyla dağıtılıyor. Ancak buradaki başlıca en önemli sorun, havuzda toplanan paranın sağlık çalışanlarına eşit miktarlarda dağıtılmamasıdır.
Örneğin dahiliye hekimiyle, bir cerrahın, bir kardiyoloğun aldığı ek ödemeler arasında ciddi oranlarda farklılık bulunmaktadır. Eğer bir hekim, ne kadar çok tıbbi işlem yapıyorsa, alacağı ek ödeme de o kadar yüksek oluyor.
Peki çözüm ne?
Birincisi; ek ödemeler eşit bir şekilde dağıtılmalı. İkinci yol ise; performans sistemine son verilerek, sağlık çalışanlarının maaşlarında iyileştirme yapılmasıdır.