EDİTÖRÜN KÖŞESİ
Coşkun BEL
Bin tane açsanız ne yazar!
(05/04/2014)
Anasayfa
Haberler
Röportajlar
Kongre/Konferans
Danışma Kurulu
Yazarlarımız
Sektörel Haberler
Tüp Bebek
Şeker Hastalığı
Yüksek Tansiyon
Güzellik / Estetik
Göz Sağlığı
Ağız ve Diş Sağlığı
Cinsel Yaşam
Sağlıklı Beslenme
Kalp Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk Sağlığı
Kanser
Aşırı Kilo
Ruh Sağlığı
Organ Bağışı
Sağlık Kütüphanesi
Hastane Telefonları
Kan Merkezleri
Ambulans Telefonları
Tıp Sözlüğü
Kaplıcalar
Önemli Linkler
Anketler
Üyemiz Olun
Künye
İletişim
Kullanım Sözleşmesi
HABER ARAMA
 
İDEAL KİLO HESAPLAMA
Kilonuz kg
Boyunuz cm
 
  Kalp Sağlığı  
Yazdırılabilir versiyon   Geri
(07/01/2011)
“Kalp kapağı” hastalığının belirtileri
“Kalp kapağı” hastalığının belirtileri neler?

Prof. Dr. Kaya Süzer, kalp kapak hastalıkları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi…

Uzmanlar, nefes darlığı, yorgunluk ve çarpıntının kalp kapağı hastalıklarının işareti olabileceğine dikkat çekti…

Günümüzde toplumların yaşam alışkanlıkları gerek endüstriyel gerekse de kültürel etkinliklerle değişmekte, bunun bireyler üzerindeki etkisi de neredeyse salgın boyutlarına gelen sağlık sorunları ile uğraşmak olmaktadır. Bunlardan en önemlisi kalp hastalıklarıdır. Özellikle gelişmiş ülkelerde erişkin nüfusun ölüm nedenleri arasında ilk sırayı, “koroner arterlerin tıkayıcı hastalığına bağlı nedenler” oluşturmaktadır. Ölümler dışında yaşlı nüfusun yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen en önemli hastalık grubu da budur.
 
Memorial Hizmet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kaya Süzer, kalp kapak hastalıkları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi...
 
Mitral kapak yetmezliği sonucu ağır kalp yetmezliği tablosu ortaya çıkabilir
 
Tıkayıcı koroner hastalığında sıklıkla uygulanan ve halk arasında en çok bilinen yöntem ‘bypass’ olarak tanımlanan “damar köprüleme yöntemi”dir. Bu yöntem tıkanmış veya ciddi oranda daralmış damarların beslemesi gereken bölgeye yine hastanın kendi atar veya toplardamarları ile kan akımı sağlanması esasına dayanır. Bu tür bir girişim enfarktüs geçirmemiş, hasar görmemiş bir kalp için yeterlidir. Ancak daha önce enfarktüs geçirerek pompalama işlevinde önemli kayıplar oluşmuş bir kalpte bu yöntem yeterli olmayabilir. Geçirilmiş enfarktüslerden sonra kalpte oluşan büyüme, sol kulakçık ile sol karıncık arasında yer alan mitral kapakta yetmezliğe neden olabilir. Bu tür bir durum da kalbin her kasılmasında bir miktar kan geriye kaçacağı için kalp yetmezliğine neden olabilir. Bu, başlangıçta hastada; çarpıntı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi belirtilerle ortaya çıkar. Daha ileri aşamalarda ise daha ağır kalp yetmezliği tablosu ortaya çıkabilir. Ameliyat öncesi iyi değerlendirilmemiş veya doğru karar verilmemiş hastalarda yapılan ‘bypass’ operasyonu sonucu ağrı yakınmaları geçmesine karşın kalp yetmezliği bulguları çıkması bu nedenlerledir. Başlangıç aşamasında ilaç tedavisi ile bu tür yetmezliklerin tedavisi sağlanabilir. Ancak orta ve ileri derecedeki mitral kapak yetmezliklerinde cerrahi tedavi zorunludur.
 
Bu ayrımın iyi yapılması gerekir: “Mitral kapak değişimi mi, onarımı mı?”
 
Genel olarak mitral kapak hastalığı değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Tedavisi de kapağın değiştirilmesi veya onarılmasıdır. Ancak koroner arter hastalığında ortaya çıkan mitral yetmezlikte durum, bazı istisnai haller dışında diğer mitral kapak hastalıklarından oldukça farklıdır. Bu vakalarda kapağın yapısal bir sorunu yoktur. Ancak gelişen anatomik değişiklikler sonucunda kapağın tek yönlü kan geçişini sağlayan işlevi bozulur. Bu aşamada ‘anuloplasti’ olarak tanımladığımız bir onarma işlemi, mitral kapağın büyümüş olan kalbin içinde yine tatminkar bir şekilde çalışmasına olanak sağlar. Bazı uygulamalarda yetmezlik göstererek kapağın bir protez ile değiştirilmesi tercih edilmektedir. Özellikle yaşlı hasta grubunda, kapakta yapısal sorunlar olduğu durumlarda kaçınılmaz olan bu yöntem bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Şöyle ki; operatif risk artar, mitral kapağın çıkarılması ile zaten işlevinde önemli sorunlar var olan sol karıncık fonksiyonları olumsuz yönde etkilenir ve kullanılan protez eğer mekanik protez ise hasta yaşam boyu kan sulandırıcı ilaç kullanmak zorunda kalır.
 
Bu nedenle çok zorunlu olmadıkça kapağın değişimi yoluna gidilmemeli, cerrahi için biraz uğraştırıcı bir yöntem olsa da hastanın kendi kapağı korunarak onarılması için çapa sarf edilmelidir.
 
Son 30 yılda dünyada ve ülkemizde yapılan kalp operasyonlarının çoğunluğunu “Koroner By pass cerrahisi” oluşturmaktadır. Bu, büyük ölçüde gelişen ve kolaylaşan tanı yöntemlerinin ve giderek artan sayıdaki sağlık kuruluşlarının varlığı ile gerçekleşmiştir. Ne var ki; artan sağlık tesisi ve kalp operasyonu sayısı azalan kalp problemli hasta sayısı anlamına gelmiyor. İlk operasyonda yeterince değerlendirilmemiş veya hastanın gereksinimine uygun yeterli cerrahi girişim yapılmamış veya operasyon öncesi ve sonrasında kalite standartları çerçevesinde hasta bakım hizmetini alamamış hastalar, kronikleşmiş sorunlar ile yaşamlarını idame ettirmek zorunda kalabilmektedirler. Bu nedenle artan bu sayılar karşısında nitelikli insan gücü ve hizmet kalitesine yapılan yatırımlar, hastaların yaşam kalitesi ve süreleri konusunda belirleyici olmaktadır. 

 


 



Kayıt 1-57 / 57




        Anasayfam Yap

        Favorilerime Ekle

KONUK YAZARLAR
Doç. Dr. Kemal YEŞİLÇİMEN
Aydınımızda bilimsel anlayış yok
Prof. Hakan GERÇEKOĞLU
İçimizdeki sinsi tehdit: Anevrizma
Prof. Dr. Ziya MOCAN
Daha çok hanımları yakalıyor!
Uzman Psikolog H. Fatih Dane
İletişimin Gücü: Davranış
Prof. Dr. Cengiz PATA
Mide rahatsızlığı olanlara tavsiyeler
Prof. Dr. Nurettin LÜLECİ
Her derde deva: OZON
Doç. Dr. Necmi KURT
Canınızı kurtarın!..
Prof. A. Rasim KÜÇÜKUSTA
Türkiye’de bilimsel araştırma da yapılmıyor bilimsel yayın da
Prof. Dr. Vahit ÖZMEN
Meme sağlığı
Prof. Dr. İhsan KARAMAN
İnmemiş testis
Doç. Dr. Ayşe EMRE
Doğal ürünler ve şifalı bitkiler
Op. Dr. Emre İLHAN
Burun estetiğinde üçüncü boyut
Doç. Dr. Cahide TOPSAKAL
Bel ağrısına çözüm...
Doç. Dr. İsmail DÖLEN
Sağlık Okur - Yazarlığı
Op. Dr. Süleyman ESERDAĞ
Vajina estetiğine büyük ilgi!
Diş Hekimi Arzu YALNIZ
Anne karnında başlıyor!
Diyetisyen Sanem APA
Her besinin içeriği farklıdır!
Dilek EMİR
30 yaşın üzerindeyseniz…
Elif OKTAV
Stres, bir hayatta kalma içgüdüsü
Tüm yazarlar
 


Bucks - Digital Media Publishing Agency