Metropol34.com
EDİTÖRÜN KÖŞESİ
Coşkun BEL
Mızrak çuvala sığmıyor!
(18/10/2014)
Anasayfa
Haberler
Röportajlar
Kongre/Konferans
Danışma Kurulu
Yazarlarımız
Sektörel Haberler
Tüp Bebek
Şeker Hastalığı
Yüksek Tansiyon
Güzellik / Estetik
Göz Sağlığı
Ağız ve Diş Sağlığı
Cinsel Yaşam
Sağlıklı Beslenme
Kalp Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk Sağlığı
Kanser
Aşırı Kilo
Ruh Sağlığı
Organ Bağışı
Sağlık Kütüphanesi
Hastane Telefonları
Kan Merkezleri
Ambulans Telefonları
Tıp Sözlüğü
Kaplıcalar
Önemli Linkler
Anketler
Üyemiz Olun
Künye
İletişim
Kullanım Sözleşmesi
HABER ARAMA
 
İDEAL KİLO HESAPLAMA
Kilonuz kg
Boyunuz cm
 
  Şeker Hastalığı  
Yazdırılabilir versiyon   Geri
(19/11/2009)
Şeker hastalığı insülinsiz...
Şeker hastalığı insülinsiz tedavi edilir mi?

Şeker hastalığı için tek tedavi yöntemi insülin mi? Haplar enjeksiyonun yerini alabilir mi? Şekerde gen tedavisi işe yarıyor mu?
Prof. Dr. Temel Yılmaz, şeker hastalığının tedavisindeki son yenilikler konusunda bilgi verdi. İnsülinsiz hayatın formülünü açıkladı...
 
Türk Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, diyabet ve hastalığın tedavisine ilişkin son yenilikleri anlattı.
 
Şeker hastalığı, ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilebilir mi?

Halk arasında `Diyabet Hapları` diye adlandırılan ilaçlar, oral hipoglisemiklerdir. Bu ilaçlar, tip 2 diyabetlilerde ağızdan alınarak kullanılan, vücuttaki hedef hücrelere etkisini düzenleyen glikozun bağırsaktan emilimini yavaşlatan ilaçlardır.
 
Ağızdan alınarak kullanılan ve insülin içeren ilaçlar var mı?

Henüz bu yönde etkili olan bir ilaç yok! Günümüzde insülin sadece parenteral yolla (İlacın damar içi, kas içi yolla verilmesi) kullanılabilmekte... Ağızdan kullanılan ilaçlar insülin değildir, sadece vücuttaki insülinin pankreastan salınımını artırıcı yönde etki gösterir. İnsülin yokluğundaki etkileri de oldukça azdır.
 
Hap almanın yemekle ilişkisi var mı?
 
Hap almanın yemekle ilişkisi var. Çünkü haplar, diyabetlinin yemeğini idare edecek insülin etkisi oluştursun diye kullanılır. Eğer hesaplanan, birlikte kararlaştırılan beslenme programının dışına çıkılıp, daha az tüketilirse ilaç daha fazla gelecek; daha çok tüketilirse o zaman da insülin ihtiyacı artarak yetersiz kalacaktır. Çocuğunuzun yaş günü veya evlenme yıldönümünüzse hekiminizle bunu kararlaştırmak yoluyla hapınızın dozunu artırabilirsiniz. Böylece o öğünde kan şekerinizin daha çok yükselmesine engel olursunuz. Ama bunu alışkanlık haline dönüştürdüğünüzde, yarardan çok zarar göreceğinizi de unutmayın!
 
Diyabet tedavisinde kullandığımız haplar nasıl etki ederler? Yan etkileri neler?
 
Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan haplar, insülinin etkisini ve hassasiyetini artırır. Eğer şişmanlık varsa, yağ kütlesi azaltılarak insülinin işi biraz daha kolaylaştırılmaya çalışılıyor. Eğer hasta doğru yolda ilerliyorsa, kullanılan ilaçlar da doğruysa tedavi mükemmel demektir. İlaçların doğru dozda ve zamanda kullanılması çok önemlidir. İlaçların hastalıklara, evrelere, yaşlara, birlikte bulunan hastalıklar veya vücuttaki hasarlara göre hekim tarafından belirlenen dozları bulunur. Bu dozları `daha iyi gelsin` diye komşu uyarılarıyla veya insülin tedavisini ertelemek adına artırmak yanlış olur.
 
Şeker insülinsiz tedavi edilebilecek mi?
 
Bu konuda Akdeniz Üniversitesi doktorlarının deneysel bir çalışması var. Hatta bu konu `Human Gene Therapy`e kapak olmuş, siz bu gelişmeyi nasıl yorumluyorsunuz? Bunlar umut veren çalışmalar, ancak ne yazık ki klinik uygulamaları henüz yok! Ancak bu konuda dünyanın her yerinde araştırmalar yapılıyor, Türkiye`deki çalışma da son derece yüz güldürüyor. Genlerle oynayarak, diyabetin tedavisi amaçlanıyor. Umarım başarılı olur.
 
Diyabetli bir hasta organ hasarlarından nasıl korunur?
 
Diyabetin başlangıcından itibaren 10 yıl boyunca genel olarak hastayı uyaran ya da yaşam kalitesini bozan bir bulgu olmaz. Hastalık sinsice seyreder. Burada en önemli tanı aracı, A1C testidir. A1C testi diyabet hastasının iki aylık kan şekeri ortalamasını gösterir. Kişinin A1C testi, yüzde 6.5 değerinin altında olmalıdır. Beyaz alanda yer alan bu değerin altında, diyabete bağlı organ hasarlarının gelişmediği kabul edilir. 6.6-8 değerleri arasına denk gelen sarı alanda ise; büyük damar hasarları, hipertansiyon, diyabetik ayak problemleri baş gösterir. Eğer bu değer 8.1 ve üstünde ise; bu kez küçük damar hasarı, göz ve böbrek bozuklukları ya da ayakta görülen sinir hasarları oluşabilir.
 
ADACIK NAKLİ ŞEKER HASTALIĞINI İYİLEŞTİRİR
 
Adacık nakli tip 1 ve ileri dönem tip 2 diyabetin kesin tedavisi için en çok umut bağlanan yöntemler arasında ilk plandadır. Fakat adacık naklinde asıl sorun, organ nakli gibi `immün sistemi`ni baskılayan ilaçlar uygulamak zorunda kalınmasıdır. Günümüzde ağır basan görüş, daha güvenilir ve yan etkisi daha az bir ilaç bulunmadan eski yöntemle tedavinin devam etmesidir. Yani hastaların bir çoğu insülin tedavisinden şaşmamaktadır. Ancak adacık nakli operasyonlarında son yıllarda başarı oranı artmıştır. Hasta sağ kalım oranı yüzde 85`lerden yüzde 98`lere çıkmış. Bir yıllık insülinsiz yaşam oranı yüzde 17`lerden yüzde 70`lere kadar çıkmıştır.
 
PANKREAS NAKLİ ADACIK NAKLİNİN ALTERNATİFİ
 
Pankreas naklindeki en büyük sorun önemli cerrahi işlemler gerektiriyor olması... Adacık naklinde hastaya büyük bir cerrahi girişim olmaksızın tüpün içindeki hücreleri bir ultrason rehberliğinde enjeksiyonla göndermek yeterli oluyor. Adacık naklinin ikinci özelliği de tekrarlanabilir olması... Çünkü nakil sırasında ciddi bir bayıltma ve cerrahi operasyon yapılmıyor. Pankreas naklinde ise küçücük bir yanlış, hastada ciddi yan etkilere hastanın hayatını tehdit eden sorunlara yol açabiliyor. Adacık nakli, bu tekniği iyi bilen kişilerce uygulandığında hayati bir durum söz konusu olmuyor.
 
ADACIKLAR TİP 1 ŞEKER HASTALARINA ÖNERİLİYOR
 
Tip 1 diyabet tedavisinin iki önemli unsuru var. Bunlardan biri; bağışıklık sistemi hücreleri tarafından öldürülen beta hücrelerinin yerine konması... Diğeri de devam eden `otoimmün atakları`nın engellenmesi... İlk basamak olan, yerine koyma tedavilerinin günümüzde uygulanan tek yöntemi kadavradan adacık nakli... Adacık nakli, Amerika`da 20, Avrupa`da 16 ve dünyada yaklaşık 50`ye yakın merkezde uygulanmakta olan önemli bir işlemdir.
 
KİMLER ORAL ANTİDİYABETİK İLAÇ KULLANAMAZ?
 
Tip 1 diyabetikler
Hamileler
Süt veren anneler
Böbrek yetmezliği olanlar
Karaciğer yetmezliği olanlar
Büyük cerrahi girişim, ağır travma, ağır enfeksiyona maruz kalanlar
Akut metabolik komplikasyonu olanlar ilaç kullanamaz.
 
Diyabet hastası bir kere insüline başladı mı bir daha bırakmaması mı gerekir?
 
Hayır. ÖzellikletTip 2 diyabet hastalarında hayatları boyunca çeşitli aralıklarla insülin bıraktırılır. Kontrollü olarak gluko toksisitesi ölçülür. Doktorun uygun gördüğü dönemde insülin bırakılır, hapa dönülür. Sonra hasta bir süre izlenir ve tekrar insüline başlanır. Tedavinin bir döneminde yine hap kullanılır. `İnsüline bir kez başlandı mı bırakılmaz` diye bir şey yoktur. Yalnızca tip 1 diyabetli çocuklar, vücutlarında hiç insülin bulunmadığı için onlar aralıksız insülin üretmek zorundadır.
 
Diyabet hastaları domuz gribine karşı risk grubu mu, sizce özellikle diyabetli çocuklar aşılanmalı mı?
 
Tip 1 diyabet hastaları 50 yaşının üzerindeyseler ve 10 yılı aşkın süredir hastaysalar, vücutlarında bir ya da birden fazla organ hasarı varsa, aşı programını mutlaka tamamlamalılar... Yani grip, zatürre ve H1N1 (domuz gribi) aşılarını yaptırmaları gerekir. Çünkü risk grubunda kabul edilirler. Ayrıca tip 1`li olan çocuklar da yüksek risk grubu içinde kabul edildiklerinden onlara mutlaka H1N1 aşısı olmaları gerektiğini söylüyoruz.
 
Biraz fazla yemek yenildiğinde ilaç dozu artırılabilir mi?
 
Bu, neyin çok tüketileceğiyle ilgili bir şey. Eğer tüketilecek besin karbonhidrat ve şeker açısından yoğun bir besinse ve bunu fazlalaştırmaya çalışıyorsanız, hapın dozunu artırmak yetmeyebilir. Ama bir porsiyon yerine iki porsiyon sebze veya meyve yenmek istendiğinde, ilacın dozunu yükselterek, o öğünün kan şekeri yüksekliğini engellemek mümkündür.
 
İNSÜLİN DESTEĞİ GEREKEBİLİR
 
Zayıfsanız ve sık sık kaçamak yapmak zorunda kalıyorsanız kalorinizi artırıp, buna uygun insülin desteği yapmanız gerekebilir. Ama şişmansanız ve kaçak yapmaya çalışıyorsanız, o zaman `Neden daha fazla yemek yeme ihtiyacı duyuyorum?` demeli ve bu konuda uzman hekimden yardım almalısınız. Çünkü bunun nedeni kullanılan ilaç da olabilir. 
 
ESRA TÜZÜN / SABAH
 


Kayıt 1-41 / 41




        Anasayfam Yap

        Favorilerime Ekle

KONUK YAZARLAR
Doç. Dr. Kemal YEŞİLÇİMEN
Ya bir yol bulun, ya da yoldan çekilin!
Prof. Hakan GERÇEKOĞLU
İçimizdeki sinsi tehdit: Anevrizma
Prof. Dr. Ziya MOCAN
Daha çok hanımları yakalıyor!
Uzman Psikolog H. Fatih Dane
Travma ve sonrası…
Prof. Dr. Cengiz PATA
Mide rahatsızlığı olanlara tavsiyeler
Prof. Dr. Nurettin LÜLECİ
Her derde deva: OZON
Doç. Dr. Cahide TOPSAKAL
Bel ağrısına çözüm...
Doç. Dr. Necmi KURT
Canınızı kurtarın!..
Prof. Dr. Vahit ÖZMEN
Meme sağlığı
Doç. Dr. Ayşe EMRE
Doğal ürünler ve şifalı bitkiler
Doç. Dr. İsmail DÖLEN
Sağlık Okur - Yazarlığı
Diş Hekimi Arzu YALNIZ
Anne karnında başlıyor!
Diyetisyen Sanem APA
Her besinin içeriği farklıdır!
Tüm yazarlar
 


Bucks - Digital Media Publishing Agency