EDİTÖRÜN KÖŞESİ
Coşkun BEL
Bu hekimimizi alkışlayalım!
(21/06/2014)
Anasayfa
Haberler
Röportajlar
Kongre/Konferans
Danışma Kurulu
Yazarlarımız
Sektörel Haberler
Tüp Bebek
Şeker Hastalığı
Yüksek Tansiyon
Güzellik / Estetik
Göz Sağlığı
Ağız ve Diş Sağlığı
Cinsel Yaşam
Sağlıklı Beslenme
Kalp Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk Sağlığı
Kanser
Aşırı Kilo
Ruh Sağlığı
Organ Bağışı
Sağlık Kütüphanesi
Hastane Telefonları
Kan Merkezleri
Ambulans Telefonları
Tıp Sözlüğü
Kaplıcalar
Önemli Linkler
Anketler
Üyemiz Olun
Künye
İletişim
Kullanım Sözleşmesi
HABER ARAMA
 
İDEAL KİLO HESAPLAMA
Kilonuz kg
Boyunuz cm
 
  Haberler  
Yazdırılabilir versiyon   Geri
(13/01/2008)
Göz damarları da tıkanabilir
Yeditepe Üniversitesi Göz Hastanesi’nden Doç. Dr. Sinan Tatlıpınar, kalbin damarlarının tıkanması gibi gözün retina tabakasındaki damarların da tıkanabileceğine dikkat çekerek “Retinal damar tıkanıklıkları ciddi görme sorunlarına yol açabilir” diyerek şu bilgileri verdi:

Sık görülen bir hastalık

“Gözde oluşabilecek rahatsızlıklardan biri de retinadaki damar tıkanıklıkları. Retinada da bütün vücutta olduğu gibi iki ana damar sistemi bulunmakta. Her organın beslenmesinde olduğu gibi gözde de kanı retinaya getiren atardamarlar ve retinadan kanı uzaklaştıran toplardamarlar görev yapar. Bu iki grupta farklı seviyedeki tıkanıklıklar oluşabiliyor. Ancak daha sıklıkla toplardamar tıkanıklıklarına (retina ven tıkanıklığı) rastlanıyor. Bu tıkanıklık, ana toplardamar (santral retinal ven tıkanıklığı) veya dal toplardamar (dal retinal ven tıkanıklığı) seviyesinde gelişebilir. Bu hastalık diyabetik retinopatiden sonra ikinci en sık retina damar hastalığıdır. Yani oldukça sık görülen bir hastalıktır…

Yüksek tansiyon büyük etken

Retina damarlarında oluşan tıkanıklıkta en büyük etken yüksek tansiyondur. Yüksek tansiyonlu kişilerde, retinadaki atardamarlarda kalınlaşma ve sertleşme olduğu için belirli bir süre sonra atardamarlar yakındaki toplardamarlara baskı uygulamaya başlar ve tıkanıklık gelişebilir. Retina toplardamar tıkanıklığının en sık bulgusu hastalarda meydana gelen görme azlığıdır. Tıkanıklık sonucu retinanın belirli bir kısmındaki kan boşalamayacağı için damarlardan dışarıya kan elemanları çıkarak dokuda ödem ve kanamalara neden olur. Bu kanama ve ödem görme merkezini etkilerse hastada görme azlığı gelişir. Bunun dışında hastaya özel olarak bir ağrı vermiyor. Görme merkezini etkilemeyen tıkanıklıklarda ise hasta bize görme alanında bir bölgeyi daha bulanık gördüğünü tarif ediyor…

Tedavi yolları var…

Retina tıkanıklıklarda, gözbebeklerini büyütüp gözün arkasına bakarak ve göz anjiyografisi çekerek teşhis koyuyoruz. Genellikle dal retina tıkanıklıklarında öncelikle hastayı takibe alarak bekliyoruz. Hastaların, hipertansiyonları varsa kan basıncının mutlaka kontrol altına alınmasını istiyoruz. Görmede artış olan olgularda ek bir problem gelişmezse takip yeterli olabiliyor. Artmazsa tedavinin bazı yolları var. İlk ve klasik tedavi sıvı toplanan bölgelere argon lazer uygulayarak hastanın görme kalitesini artırmaktır. Ayrıca, yeni damar gelişimini önlemek için de gerekli hallerde argon lazer tedavisi uyguluyoruz. Diğer bir tedavi yöntemi ise son yıllarda yaygınlaşan özel ajanlarla tedavi. Retina damar hastalıklarında ağ tabakadan salınan bazı faktörler (VEGF) çoğalıyor. Özel ajanlar ile bu azaltılarak yeni damarların ortaya çıkması ve damarlardan sızıntı önleniyor. Bu ilaçları gerekli hallerde göziçi enjeksiyon yoluyla kullanıyoruz…

Vakit geçirmeyin…

Diğer grup ise retina atardamar (arter) tıkanıklıklarıdır. Yani göze kan taşıyan arterlerde ani tıkanıklık ortaya çıkmasıdır. Enfarktüs geçirince kalp damarları ve kalp kası nasıl hasar görürse, retinada da benzer şekilde hasar oluşur. Yani bir anlamda gözün kalp krizi sayılabilir. En sık neden kalp veya şahdamarlardan kaynaklanan kan pıhtılarının retinadaki arterleri tıkamasıdır. Bu durumda hasta birden görme kaybı yaşar. Retinanın yoğun bir sinir dokusu vardır ve uzun süre oksijensiz kalamaz. Belirli bir süre kan gitmediği zaman hasar oluşmaya başlar. Bu nedenle beklemeden tedavi etmek gerekir. Bu hastaların olabilecek en kısa sürede bir göz doktoruna başvurması ve en kısa sürede tedaviye başlanması gerekiyor. Genellikle ilk 24-48 saatten daha geç başvuran olgularda kalıcı görme kaybı gelişebilmektedir.”

 

 


1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |   Kayıt 1-100 / 2097




        Anasayfam Yap

        Favorilerime Ekle


KONUK YAZARLAR
Doç. Dr. Kemal YEŞİLÇİMEN
Ya bir yol bulun, ya da yoldan çekilin!
Prof. Hakan GERÇEKOĞLU
İçimizdeki sinsi tehdit: Anevrizma
Prof. Dr. Ziya MOCAN
Daha çok hanımları yakalıyor!
Uzman Psikolog H. Fatih Dane
Travma ve sonrası…
Prof. Dr. Cengiz PATA
Mide rahatsızlığı olanlara tavsiyeler
Prof. Dr. Nurettin LÜLECİ
Her derde deva: OZON
Doç. Dr. Cahide TOPSAKAL
Bel ağrısına çözüm...
Doç. Dr. Necmi KURT
Canınızı kurtarın!..
Prof. A. Rasim KÜÇÜKUSTA
Türkiye’de bilimsel araştırma da yapılmıyor bilimsel yayın da
Prof. Dr. Vahit ÖZMEN
Meme sağlığı
Prof. Dr. İhsan KARAMAN
İnmemiş testis
Doç. Dr. Ayşe EMRE
Doğal ürünler ve şifalı bitkiler
Op. Dr. Emre İLHAN
Burun estetiğinde üçüncü boyut
Doç. Dr. İsmail DÖLEN
Sağlık Okur - Yazarlığı
Op. Dr. Süleyman ESERDAĞ
Vajina estetiğine büyük ilgi!
Diş Hekimi Arzu YALNIZ
Anne karnında başlıyor!
Diyetisyen Sanem APA
Her besinin içeriği farklıdır!
Dilek EMİR
30 yaşın üzerindeyseniz…
Elif OKTAV
Stres, bir hayatta kalma içgüdüsü
Tüm yazarlar
 


Bucks - Digital Media Publishing Agency