EDİTÖRÜN KÖŞESİ
Coşkun BEL
Bu hekimimizi alkışlayalım!
(21/06/2014)
Anasayfa
Haberler
Röportajlar
Kongre/Konferans
Danışma Kurulu
Yazarlarımız
Sektörel Haberler
Tüp Bebek
Şeker Hastalığı
Yüksek Tansiyon
Güzellik / Estetik
Göz Sağlığı
Ağız ve Diş Sağlığı
Cinsel Yaşam
Sağlıklı Beslenme
Kalp Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk Sağlığı
Kanser
Aşırı Kilo
Ruh Sağlığı
Organ Bağışı
Sağlık Kütüphanesi
Hastane Telefonları
Kan Merkezleri
Ambulans Telefonları
Tıp Sözlüğü
Kaplıcalar
Önemli Linkler
Anketler
Üyemiz Olun
Künye
İletişim
Kullanım Sözleşmesi
HABER ARAMA
 
İDEAL KİLO HESAPLAMA
Kilonuz kg
Boyunuz cm
 
  Haberler  
Yazdırılabilir versiyon   Geri
(01/11/2007)
Retina Oscar`larına ambargo koyan Türk
Tıp dünyasının Oscarı sayılan Retina Oscar Ödülü`nü 3 yıl almaya hak kazanan Prof. Dr. Murat Öncel, başarıya doymuyor. Her yıl uluslar arası birçok ödülü kucaklayan Prof. Dr. Öncel, şimdi yeni doktorlar yetiştirecek...

Türkan Yılmazer / AKŞAM

Retina alanında çalışmalarıyla tanınan, yaptığı vitrektomi ameliyatlarıyla büyük başarılara imza atan Prof. Dr. Murat Öncel, aldığı uluslar arası ödüllerle de başarıdan başarıya koşuyor.
Prof. Dr. Öncel dünyada çok az doktora verilen Retina Oscar`ı ödülünü 3 kere kucakladı. Uluslar arası birçok ödüle sahip olan Prof. Dr. Öncel`in şimdi en büyük hedefi başarılı doktorlar yetiştirmek. Önemli bir hastanede danışmanlık hizmeti vermeyi düşünen Prof. D.r. Öncel`in Prof. Dr. Murat Öncel`in hayatı 1959 yılında ABD`nin Ohio kentinde başladı. Dedesi Atatürk`ün yakın arkadaşı, 4. dönem Bursa Milletvekili Rüştü Egel, babası ise Samsunlu dahiliye mütehassısısı Hasan Fehmi Öncel.
11 yaşında geldiği Antalya`da girdiği tıp fakültesinde babasının arzusu üzerine göz doktorluğuna yönelen Prof. Dr. Öncel, bu kadar kısa sürede parıltılı ve başarılı bir kariyere kavuşmasının arkasında John F. Kennedy`nin hayatıyla ilgili okuduğu bir kitabın olduğunu söyledi. Kennedy`nin babasının, Ne olursan ol, istersen mezar kazıcısı ol ama dünyanın en iyi mezar kazıcısı ol sözleri yolunu aydınlatmış. Göz doktoru olmayı ama dünyanın en başarılıları arasına girmeyi kafasına koymuş.
Oldu da dünyada retina alanında dünyanın en önemli ödüllerinden `Oscar` heykelciğini 3 kere ülkemize getirdi. Odası ödüllerle dolu olan Prof. Dr. Öncel aralarında İtalya, Almanya, Yunanistan ve Hindistan gibi yurtdışındaki bazı ülkelerde canlı operasyonlar yapıp diğer doktorlara eğitim veriyor. Amerikan Oftalmoloji Derneği adına panellerde konuşuyor, Amerikan Hükümeti`nin masraflarını karşıladığı organizasyonlarda sunumlar yapıyor.
Bu kadar yolu kat edebilmek kolay değil. Türkiye`de özellikle araştırma ve geliştirmeye ayrılan payların yetersizliğinden yakınan Prof. Dr. Öncel, Yurt dışındaki meslektaşlarının cerrahsa ülkemize çok rahat dönebilirler. Ancak bilimsel araştırmalar için henüz şartlar oluşmadı diye konuşuyor.
1989`da İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi`nde göz üzerine dersler veren, ameliyatlar yapan Prof. Dr. Öncel, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Aksaray Vatan Hastanesi, Alman Hastanesi, Dünya Göz Hastanesi vitreoretinal cerrahi merkezlerinin kurulmalarında öncülük yaptı. Bedrettin Dalan`ın isteği ve desteğiyle Yeditepe Üniversitesi Göz Hastanesi`ni kuran ve aynı hastanede Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı ve Göz Hastanesi Başhekimliği görevlerini yürüten Prof. Dr. Öncel, bugün farklı hastanelerden gelen danışmanlık tekliflerini değerlendiriyor.
Ödüllerini ve yeni projelerini konuşmak için muayenehanesine gittiğimiz Prof. Dr. Öncel`e öncelikle bundan sonraki mesleki kariyerini sorduk. Prof. Dr. Öncel, Yeditepe Üniversitesi Göz Hastanesi`nden ayrılış sürecini şu sözlerle anlattı:

Bedrettin Bey`le yollarımızı ayırdık
 
Yeditepe Göz Hastanesi`nde yönetimsel bakımdan Bedrettin Bey ile anlaşamadım. Tam gün istedi. Muayenehane ya da özel hiçbir yerde çalışmamı istemediği için ki ben her gün 16.00, 17.00 saatlerine kadar hizmet edebilirim dediysem de olmadı. Oysa ben haftanın bir iki günü muayenehaneme gelmek istedim. Çünkü ben burayı yuvam gibi görüyorum. Bedrettin Bey ise üniversitenin tıp fakültesinde hiçbir doktorun muayenehanesi olmadığı için prensiplerimize aykırı dedi. Biz de yollarımızı ayırdık.
Dünya Göz, Alman ve Avrupa Hastaneleri`nde ameliyatlarına devam eden Prof. Dr. Öncel, Türkiye`ye hastane ağıyla yayılmayı düşünen büyük bir hastane grubuyla görüşmelerini de sürdürdüğünü ifade etti.

Sizi en çok etkileyen ödüller, Retina Oscar`ı mı?

Benim için çok önemli olan 2004 ve 2005 yıllarında benim için çok önemli olan Retina Oscarlarını aldım. Amerika`da onur ödülü ve yüksek onur ödülü sahibiyim. Türkiye`de çalışıp bu ülkenin kısıtlı araştırma ve geliştirme olanaklarını kullanarak bu ödülleri almak çok daha zor. Bu arada belirtmek isterim gerçek Oscar heykelciğidir bunlar. Aynı kişi tarafından yapılıyor, sadece elde göz figürü eklenmiş, bu da beni olumlu etkiliyor.
 
Bundan sonrası için neleri hedefliyorsunuz?

Öğrenmenin ve bilmenin sonu yok. Daha çok araştırma yapmak, bu öğrendiklerimi, bildiklerimi genç kuşaklara aktarabilmek. Bunun için de önümüzdeki günlerde bir hastanede bu arzumu gerçekleştirme fırsatı bulacağım. Amacımız yeni doktorlar yetiştirebilmek. Dünyadaki yeni kongreleri takip ediyor ve yarışmalara da katılıyorum. Önümüzdeki günlerde Kaliforniya`da Palm Springs`te bir yarışmaya katılacağım.

Çalışmalarınız sadece Türkiye ile mi sınırlı, yoksa yurt dışında da ameliyat yapıyor musunuz?
Yurtdışından gelen hastalarımız var. Arnavutluk, Romanya, Bosna Hersek, Irak, Suriye ve Yunanistan`dan hastalarımız geliyor. Ben her iki üç ayda bir Azerbaycan ve Gürcistan`da ameliyatlar yapıyorum. Bunun dışında da İtalya, Almanya, Yunanistan ve Hindistan gibi yurtdışındaki bazı ülkelerde canlı operasyonlar yapıp diğer doktorlara eğitim veriyorum. Geçen ay Hindistan`da bu yüzden bir de ödül aldım.

Dünyanın çeşitli yerlerinde seminerler de veriyor musunuz?

Gelecek ay Amerikan Oftalmoloji Derneği`nin toplantısına katılacağım. İlk defa Türkiye`den bir hekimi davet ettiler. Orada bir panelde konuşacağım. Tüm masrafımı Amerikan Hükümeti karşılıyor. Dubai ve Fas`ta iki konferansta Amerikan Oftalmoloji Derneği`ni temsilen konuşma yaptım. Çok büyük onursal görevlerdi.

Türkiye`deki teknoloji ne durumda?

Şu anda ABD`de ya da Avrupa`da yapılabilecek en zor göz ameliyatlarını yurdumuzda birçok merkez çok başarıyla yapabilmekte. Hiçbir göz ameliyatı için insanlarımızın yurt dışına gitmelerine gerek yok. Bir tek farkımız biz bazı şeyleri onlar kadar keşfedemiyoruz. Çünkü araştırma ve geliştirmeye onlar çok para ayırıyor. İlaçları, teknikleri ABD keşfediyor. ABD`de tüm maaşını sadece araştırma yaparak alan hekimler, bilim adamları var. Bizde ise böyle değil. Ancak keşifleri anında uygulayabiliyoruz.

Türkiye`de hangi göz hastalıkları öne çıkıyor?

Son yıllarda en yaygın hastalıklardan bir tanesi sarı nokta diye de ifade edilen makula dejenerasyonu. Bu hastalık 60 yaşından sonra az görmenin bir numaralı sebebi. Bu hastalıkla ilgili halkın bilinçlendirilmesi gerekiyor. Çünkü bu hastalıkta erken teşhis edildiği zaman göz içerisine verdiğimiz birtakım ilaçlar verdiğiniz zaman ve fotodinamik yöntemle tedavi ettiğimizde bu hastalığın ilerlemesi durduruluyor. Bu hastalık hiçbir zaman körlük yapmıyor, hasta merkezi bölgeyi göremiyor, okumakta zorluk çekiyor, araba kullanamıyor. Yani insan hayatını çok etkiliyor?

Geç kalındığı zaman insanı neler bekliyor?

Maalesef geri dönüşü yok. Erken dönemde yakalarsanız bu da bilinçlenmeyle, doktora gitmeyle olur, kareli test kağıdıyla kontrol ederek olur, ilerlemesi durdurulabilir. 55-60 arasında yüzde 2 ya da 3 oranında görülürken; 75 yaşın üzerinde her 3 insandan birinde görülebilir. Yaşlı nüfus arttığı için bu hastalık gittikçe daha çok artacak.
 
Hastalığı tetikleyen unsurlar neler?

Kolesterolle çok bağlantılı. Sigara içenlerde daha yüksek oranda ve ağır şekilde görülüyor. Güneş ışınları da tetikleyici oluyor, güneş gözlüğü takmalarını öneriyoruz. Kolesterolü yüksek kişilere düşürmelerini öneriyoruz. Birtakım vitaminler, anti oksidonlar aldıklarında da hastalık daha geç görülüyor. Hastalara renkli sebzeler ve ıspanak, brokoli gibi koyu yeşil sebzeler yemelerini öneriyoruz. Ayrıca Omega 3 asidini içeren yiyecekler balık, ceviz çok faydalı, bu hastalığın ilerlemesini durduruyor.

İnsanlar hangi aralıklarla doktora görünerek erken teşhis için önemli bir adım atabilirler?
Ailesinde sarı nokta olan kişilerde 50 yaşın üzerinde görülme ihtimali yüzde 33. 45-50 yaşından sonra senede bir mutlaka göz doktoruna gitmesi lazım. Kareli kağıt testini en az haftada bir, ayda bir yapması lazım. Çizgilerde bir yamukluk görürse özellikle retina konusunda uzmanlaşmış bir göz doktoruna gitmekte fayda var.

Böyle bir hasta size geldiğinde nasıl bir süreç izliyorsunuz?

OCT denilen gözün tüm hastalıklarını teşhis edebildiğimiz bir aletle inceliyoruz. Teşhis çok çok önemli, erken yakalayabiliriz.

Diyabetin artması, gözde hangi tehlikeleri yaratıyor?

Maalesef 55-60yaşları arasında diyabetik retinopati dediğimiz şeker hastalığına bağlı körlükler birinci sırayı teşkil ediyor. Her şeker hastası, tespit edildiği anda göz doktoruna gitmesi lazım, çünkü ne kadar süredir diyabet olduğunu bilmez. Hamileliği esnasında diyabet tespit edilen kişilerin her üç ayda bir gitmesi gerekir. Erken dönemde biz bu hastalığı yakalarsak, hastaların kör olmasını durdurabiliyoruz. Ancak bazen hasta bize daha geç, kanamalar oluştuğu zaman gelebilir. Biz bu durumda vitrektomi dediğimiz ameliyat ile bu hastalığı tedavi edebiliyoruz.

Vitrektomi ameliyatını nasıl yapıyorsunuz?

En hassas ameliyattır. Geliştirilen teknolojiyle 0.5 mm çapında aletler kullanarak lazer ameliyatları yapabiliyoruz. Dikişsiz olan bu ameliyatlar hasta için de çok daha konforlu oluyor. Daha erken iyileşiyor, görmelerine daha hızlı kavuşuyorlar. Bu ameliyatlarda gözün etkilenme oranı şeker hastalığının süresiyle de orantılıdır. 5 yıllık bir şeker hastalığında gözün etkilenme oranı yüzde 15 oranındadır. 15 yıllık bir şeker hastalığında gözün etkilenme oranı ise yüzde 90`a çıkar.

Vitrektomi ameliyatları başka hangi hastalıklarda yapılıyor?

Körlükle sonuçlanan göz içi sinir tabakalarının yırtılmalarında da vitrektomi ameliyatları yapılıyor. Göz içi travmalarında, göze kaçan yabancı cisimlerin çıkarılmasında, çocukluk çağı kataraktlarda ve oksijen çadırına konulan erken doğan bebeklerde prematüre retinopatisi dediğimiz bir hastalık gelişebiliyor, bunlarda vitrektomi ameliyatları yapılabiliyor. Prematüre doğup da oksijen çadırında kalan hastaların retina konusunda uzmanlaşmış doktorlar tarafından muayene edilmeleri gerekir.

 



1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |   Kayıt 1-100 / 2097




        Anasayfam Yap

        Favorilerime Ekle


KONUK YAZARLAR
Doç. Dr. Kemal YEŞİLÇİMEN
Ya bir yol bulun, ya da yoldan çekilin!
Prof. Hakan GERÇEKOĞLU
İçimizdeki sinsi tehdit: Anevrizma
Prof. Dr. Ziya MOCAN
Daha çok hanımları yakalıyor!
Uzman Psikolog H. Fatih Dane
Travma ve sonrası…
Prof. Dr. Cengiz PATA
Mide rahatsızlığı olanlara tavsiyeler
Prof. Dr. Nurettin LÜLECİ
Her derde deva: OZON
Doç. Dr. Cahide TOPSAKAL
Bel ağrısına çözüm...
Doç. Dr. Necmi KURT
Canınızı kurtarın!..
Prof. A. Rasim KÜÇÜKUSTA
Türkiye’de bilimsel araştırma da yapılmıyor bilimsel yayın da
Prof. Dr. Vahit ÖZMEN
Meme sağlığı
Prof. Dr. İhsan KARAMAN
İnmemiş testis
Doç. Dr. Ayşe EMRE
Doğal ürünler ve şifalı bitkiler
Op. Dr. Emre İLHAN
Burun estetiğinde üçüncü boyut
Doç. Dr. İsmail DÖLEN
Sağlık Okur - Yazarlığı
Op. Dr. Süleyman ESERDAĞ
Vajina estetiğine büyük ilgi!
Diş Hekimi Arzu YALNIZ
Anne karnında başlıyor!
Diyetisyen Sanem APA
Her besinin içeriği farklıdır!
Dilek EMİR
30 yaşın üzerindeyseniz…
Elif OKTAV
Stres, bir hayatta kalma içgüdüsü
Tüm yazarlar
 


Bucks - Digital Media Publishing Agency