Metropol34.com
EDİTÖRÜN KÖŞESİ
Coşkun BEL
Mızrak çuvala sığmıyor!
(18/10/2014)
Anasayfa
Haberler
Röportajlar
Kongre/Konferans
Danışma Kurulu
Yazarlarımız
Sektörel Haberler
Tüp Bebek
Şeker Hastalığı
Yüksek Tansiyon
Güzellik / Estetik
Göz Sağlığı
Ağız ve Diş Sağlığı
Cinsel Yaşam
Sağlıklı Beslenme
Kalp Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk Sağlığı
Kanser
Aşırı Kilo
Ruh Sağlığı
Organ Bağışı
Sağlık Kütüphanesi
Hastane Telefonları
Kan Merkezleri
Ambulans Telefonları
Tıp Sözlüğü
Kaplıcalar
Önemli Linkler
Anketler
Üyemiz Olun
Künye
İletişim
Kullanım Sözleşmesi
HABER ARAMA
 
İDEAL KİLO HESAPLAMA
Kilonuz kg
Boyunuz cm
 
  Haberler  
Yazdırılabilir versiyon   Geri
(14/10/2007)
Adet düzensizliğini ciddiye alın
Adet görmek, pratikte çocukluktan genç kızlığa geçişin başlangıcı olarak kabul edilse bile, tıp dünyasına göre, bu sadece üreme kabiliyetinin başlangıcını simgeliyor. Yani adet görmeye başlayan bir kız çocuğu, artık her ay belli sayıda yumurtasını döllenme gerçekleşmediği için,vücudunun dışına atmaya başlıyor. Adet görmek, kadınlığın simgesi olarak görüldüğü için, ne yazık ki menopoza girmek de bitişi olarak algılanıyor. Oysa ikisi de tam anlamıyla doğru değil…

Didem ÜNSAL / dunsal@bizimsaglik.com

Türkiye Aile Planlaması Derneği’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mithat Erenus, adet düzensizliğinin genç yaşta olsun, ileri yaşlarda olsun mutlaka ciddiye alınması gerektiğini söyledi...

Üreme çağına gelen her kadın, ortalama 28 günde bir adet görüyor. Buna “adet döngüsü” adı veriliyor. Halk arasında adet kanamasını anlatmak için, “aybaşı olmak”, “adet olmak”, “adet görmek”, “regl olmak”, “menstruasyon görmek” (menstruasyon İngilizce’de adet kanamasının tam karşılığı olan menstruation kelimesinden geliyor), “mens olmak”, “peryod” ve “hastalanmak” gibi çok sayıda ifade kullanılıyor...

Her ay 500 yumurta dışarı atılıyor
 
Adet dönemi, kadının son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen zamanı ve bu zaman içinde kadın vücudunda gerçekleşen olayları ifade ediyor. Bir adet döngüsü kadında genellikle 28 gün sürüyor. 21 ila 35 gün arası normalin alt ve üst sınırları olarak kabul ediliyor. Adet kanamasının süresi ise, ortalama 4 - 7 gün. Kadın, adet döneminde 20–80 mililitre kan kaybediyor. Adet düzenini, beyindeki en öneli iç salgı bezlerinden birisi olan Hipofiz’e bağlı Hipotalamus sağlıyor. Yumurtalıktan kadınlık hormonlarının salınması ve rahim iç tabakasının (endometrium) kalınlaşması, ortalama 28 günde bir kez gerçekleşiyor. Çünkü her kadın, her ay gebeliğe hazırlanıyor. Rahim tabakası, kadıng ebe kalacakmış gibi gebeliğe hazırlanıyor. Bir kadının yumurtasının ömrünün 24 saat olduğunu düşünecek olursak, gebelik olmadıysa, hormon seviyesi düşüyor, rahmin iç yüzeyinde kalınlaşan tabaka dökülüyor. İşte adet dediğimiz şey de bu tabakanın vücut dışına atılmasından ibaret. Her kadın, 15–45 yaş arasında her ay ortalama 500 tane yumurtasını adet dönemiyle birlikte atıyor. Yumurta rezervi her ay 500, her yıl ortalama 6 bin adet azalıyor...

İlk yıllar düzensiz olması normal
 
Adet döngüsü, ergenlik döneminden, yumurtalıklarda olgunlaşabilecek yumurta hücrelerinin tümüyle tükendiği menopoz dönemine kadar devam ediyor. Yaklaşık olarak 12 yaşından itibaren adet görmeye başlayan kız çocuğunun yüzde 90’ının endişelenmesine gerek yok. Bunun aslında ilk başlarda son derece normal olduğunu söyleyen Türkiye Aile Planlaması Derneği’nde görev alan Prof. Dr. Mithat Erenus. Aynı zamanda Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı görevini de yürüten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erenus, adet görmeye başlayan bir genç kızın ilk 2 yıl adet düzensizliği yaşamasının çok normal olduğunu vurgulayarak şöyle devam ediyor:
“Çünkü menopoza da birdenbire girilmez. Aniden adet kesilmez. Üreme çağının başlangıcında ve bitişinde adet düzensizliği olur. İki adet dönemi süre, 21 – 35 gün ise, bu normal sınırlar dâhilindedir. Bunun ortalaması 28 gündür. Kadının her ay kaybettiği kan miktarı, ortalaması bir çay bardağının 4’te biri kadardır. Çok kanaması varsa, 80 cc’nin mesela, kansızlık yapar. Bir yılda kaybedilen kan miktarı ise, ortalama 500 cc’dir. Kadın eğer yumurtlamıyorsa, adet görmez. Çünkü yumurtlama olmazsa, progesteron hormonu olmuyor. Kadınlık hormonu yani östrojen etkisiyle, her ay rahim içi duvarı kalınlaşmaya başlıyor. Düzensiz kanamada en sık gördüğümüz 45 günde bir adet görülmesidir. Sonra bu süre kanamayan bir kadın, aniden adet görmeye başlar ve fazla miktarda kanaması olur. Bu genelde bir tür hormonsal bozukluğa işaret eder. Bunun için ilaç kullanırız. Tiroit testlerini mutlaka yaparız. En sık gördüğümüz hormonal hastalık ise, Polikistik Over Sendromu”.

Şişman, sakallı ve diyabetik kadınlar
 
Üreme çağındaki kadın nüfusunun yüzde 6-10’u gibi yüksek bir oranında ortaya çıkan Polikistik Over Sendromu (POS) Sendromu, kadının şişmanlaması, aşırı tüylenmesi ve diyabetik (şeker hastalığı) olmasıyla neredeyse başa baş gidiyor. Özellikle 2 ayda bir adet gören kadın için, kısırlık ve şeker hastalığına meyil oranı çok yüksek demektir. Bu kadınlarda erkeklik hormonu (progesteron) yüksek, adet düzeni seyrek oluyor. Prof. Dr. Mithat Erenus, POS’lu kadınları ultrosonografik incelemeye aldıklarında, yumurtalarının iyi gelişmediğini saptadıklarını, hatta bu yumurtaların, neredeyse her biri 9 milimetrenin altında yumurtalık kistlerine dönüştüğüne dikkat çekiyor.
Bu kistlere bu yüzden “Polikistik” dediklerini belirten Prof. Dr. Erenus, aşırı kilo almanın ve diyabet hastalığının yumurtlama düzenini bozduğunu söylüyor. Önce adet düzensizliği ile başlayan tablonun sıklıkla adetten kesilmeye kadar gittiğine kadar vardığını anlatan Prof. Dr. Erenus, özelilkle genç kızlara şu mesajları veriyor:
 
Egzersiz ve kilo verme önemli

“Gencecik kızlar, bize aşırı tüylenme problemiyle başvuruyor. Aslında öyle değil. Şeker hastalığına meyilli olmaları söz konusu. Kendi haline bırakıldığı zaman, son derece masum bir tüylenme şikayetiyle baş vuran kızlarımızın yüzde 40’ında ileride şeker, kalp krizi veya kalp-damar hastalığı görüldüğü bilimsel çalışmaların sonucunda bildirilmiştir.Bu tür sorunların alttan alınmaması gerekiyor. Bu yüzden herkese, egzersiz yapmalarını, kilolarını korumalarını, hatta ağırlıklarının yüzde 5 ila 10’unu vermelerini öneriyorum. Bu adet düzenini de olumlu etkiliyor. Adet düzene giriyor. Egzersiz ve kilo verme, tedavide en etkin yol. Beyin de adet düzeni konusunda özellikle dış ortama çok duyarlıdır. Hipotalamus, bir tür orkestra şefi gibi, ortamdaki sesi, kokuyu, stresi algılar. Motorun sekmesi gibi sekme olursa, adet düzensizliği başlayabilir. Majör stres, kadınlarda adet düzenini etkiliyor. Mesela idam cezasına mahkûm olan kadınların ya da yurtta kalan genç kızların adet düzensizliği yaşadıklarını biliyoruz. İdama mahkûmiyet, kadında yüzde 100 adet görememe demek. Mesela Güney Afrika’da Botswana’daki avcı kabilelerin kadınları, yemek buldukları dönemde adet görüyorlar. Mesela şu da önemli bir konu ki, kadının kilosunun yüzde 18’inin yağ dokusu olması lazım. Koşucu kadınların yağ dokusu yok denecek kadar azaldığı için, adet görmezler.”

2–3 kez sekmesi sorun değil
 
Üreme çağında adet kanaması gecikmelerine sık rastlanıyor. Aktif cinsel yaşamı olan ve etkin bir korunma yöntemi kullanmayan kadında görülen adet kanaması gecikmesinin altında genellikle gebelik yatıyor. İkinci muhtemel neden ise, herhangi bir şekilde o döngüde yumurtlama olmaması ve bu nedenle “rahim iç tabakasının kanamayla dökülmesi” nin gecikmesi. Düzenli adet kanaması gören bir kadında beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan gecikmenin nedeni stres, mevsimsel değişiklikler, mekan değişiklikleri olabilir.
Adet kanaması, gebelik döneminde ve emzirmenin devam ettiği sürenin büyük kısmında geçici olarak duraklıyor.  Ama bu etkenler haricinde durması, azalması yani düzensizleşmesi ise bir takım hastalıkların belirtisi olabiliyor. Adet düzensizliği POS’lu kadınların yüzde 90’ında ortaya çıkıyor. Geri kalan yüzde 10’u ise, POS olmasına karşın düzenli adet kanaması görebiliyorlar. Hatta bu vakalarda yumurtlama bile söz konusu olabiliyor...
Bir kadında senede bir defa adet kanaması gecikmesi olması ileri inceleme gerektiren bir durum değildir...
Ancak adet kanaması gecikmesi senede bir defadan daha sık oluyorsa, yani kadın seyrek adet kanaması görüyorsa veya uzun süreli kanama görülemiyorsa gerekli incelemeler yapılarak durumun açıklığa kavuşturulması ve tedavi edilmesi kadının genel sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Adet kanaması gecikmesinin veya uzun süreli kanama görememenin diğer önemli nedenleri arasında, aylık ve 3 ayda bir kola uygulanan aile planlaması olan korunma iğneleri veya çok ender durumlarda ise doğum kontrol haplarını saymak mümkün. Hipofiz bezinden düzenli hormon salgısını bozan bir etken adet döngüsünün bu aşamada “takılması” na yol açıyor. Bu etkenler arasında en sık görüleni ise emziren kadında salgılanan prolaktin (süt hormonu) hormonu. Ama bu hormon sadece doğum yapmamış kadınlarda da yükselebiliyor. Stres bu hormonunu yükselmesini tetikliyor.
Prof. Dr. Mithat Erenus’a göre, 1 yıl içinde 2–3 kez sekmesi pek sorun teşkil etmese bile, 4 ayı geçiyorsa mutlaka doktora başvurmakta fayda var. Beklenmedik zamanda başlayan ara kanamaların, normal düzene geçerken veya menopoza giren kadınlarda olabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Erenus, 4 ayı geçen düzensizliğin rahimde “hiperplazi” (Rahim tabakasının aşırı kalınlaşması) sonucu kanser tehlikesi geliştirme ihtimali olduğunu belirterek, uzun süreli adet düzensizliği konusunda herkesi duyarlı olmaya çağırıyor.

Adet düzensizliğinde nelere dikkat etmek lazım?

- Tüylenme şikâyetleri
- Tiroit ile ilgili hastalıklar (hormon testlere mutlaka yapılmalı)
- Prolaktin (süt hormonu) yüksekliği
- Düzenli her 6 ayda bir muayene
- Ultrasonografi ile rahim tabakasının kalınlığının ölçülmesi
- Kilo alma
- Genetik faktör
- Kısır döngüye girerse kronikleşir. Bunun arkası POS’dur
- Mutlaka her ay düzenli olarak adet dönemi takvimi tutmak.
- Aşırılıklardan her zaman kaçının. Aşırı kilo veya zayıf olmak, adet düzenini olussuz etkiliyor.
- Düzenli egzersiz yapın.

Polikistik Over Sendromu Nedir?

Polikistik Over Sendromu (POS, yumurtlama olmaması ve buna bağlı olarak ortaya çıkan genellikle gecikmeler şeklinde adet düzensizliği, tüylenme, kilo alma, gebe kalamama veya “zor” gebe kalma ve çok çeşitli başka belirtilerle seyredebilen bir durum. 
Normalde adet döngüsünün ilk gününden itibaren olgunlaşmaya başlayan yumurta hücresini barındıran içi sıvı dolu kesecik yani folikül, çeşitli nedenlerle gelişememekte ve gelişimin yarıda kalması, her defasında yumurtalıklardan birinde milimetrik boyutlarda bir kistin oluşmasıyla sonuçlanıyor. Kısaca özetlersek,  yumurtalıklarda çeşitli nedenlerle oluşan bir hormonal ortam dengesizliği sonucu yumurtlamanın bozulması ve yumurtalıklardan aşırı miktarlarda androjen (erkeklik hormonu) salgılanması durumuna tıp dilinde, Polikistik Over Sendromu adı veriliyor. Genel olarak kan şekerinin normal sınırlar içerisinde kalmasını sağlayan insülin hormonu metabolizmasında bozukluk da söz konusu olabildiğinden dışarıdan görünen yüzü çoğu durumda yalnızca bir adet düzensizliği ve tüylenme olan POS, olaya insülin hormonunun da katılmasıyla aslında tüm vücudu etkileyebilen bir metabolizma hastalığı olarak kabul ediliyor.

 



1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |   Kayıt 1-100 / 2175




        Anasayfam Yap

        Favorilerime Ekle

KONUK YAZARLAR
Doç. Dr. Kemal YEŞİLÇİMEN
Ya bir yol bulun, ya da yoldan çekilin!
Prof. Hakan GERÇEKOĞLU
İçimizdeki sinsi tehdit: Anevrizma
Prof. Dr. Ziya MOCAN
Daha çok hanımları yakalıyor!
Uzman Psikolog H. Fatih Dane
Travma ve sonrası…
Prof. Dr. Cengiz PATA
Mide rahatsızlığı olanlara tavsiyeler
Prof. Dr. Nurettin LÜLECİ
Her derde deva: OZON
Doç. Dr. Cahide TOPSAKAL
Bel ağrısına çözüm...
Doç. Dr. Necmi KURT
Canınızı kurtarın!..
Prof. Dr. Vahit ÖZMEN
Meme sağlığı
Doç. Dr. Ayşe EMRE
Doğal ürünler ve şifalı bitkiler
Doç. Dr. İsmail DÖLEN
Sağlık Okur - Yazarlığı
Diş Hekimi Arzu YALNIZ
Anne karnında başlıyor!
Diyetisyen Sanem APA
Her besinin içeriği farklıdır!
Tüm yazarlar
 


Bucks - Digital Media Publishing Agency