EDİTÖRÜN KÖŞESİ
Coşkun BEL
Yüzde 90’ı çürük!
(30/08/2010)
Anasayfa
Haberler
Röportajlar
Danışma Kurulu
Yazarlarımız
Sektörel Haberler
Şeker Hastalığı
Yüksek Tansiyon
Güzellik / Estetik
Göz Sağlığı
Ağız ve Diş Sağlığı
Cinsel Yaşam
Sağlıklı Beslenme
Kalp Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk Sağlığı
Kanser
Aşırı Kilo
Ruh Sağlığı
Organ Bağışı
Tüp Bebek
Sağlık Kütüphanesi
Hastane Telefonları
Kan Merkezleri
Ambulans Telefonları
Tıp Sözlüğü
Kaplıcalar
Önemli Linkler
Anketler
Üyemiz Olun
Künye
İletişim
Kullanım Sözleşmesi
HABER ARAMA
 
İDEAL KİLO HESAPLAMA
Kilonuz kg
Boyunuz cm

  Haberler  
Yazdırılabilir versiyon   Geri
(30/09/2007)
Neden aldatıyoruz?
Aldatma çoğu zaman kişinin yaşamındaki bir tatminsizlik, farklılık ihtiyacı ile birlikte gelir. Ya eşlerden birisinin gerçekçi ya da aşırı ihtiyaçları ilişkide giderilmiyordur, bu ilişkiden çıkış yolu bulmak ya da sadece karşı tarafın dikkatini çekmek için sadakatsizliğe yönelebilir...

Bazen sadece cinsel ya da duygusal ihtiyaçları giderme amacı ile aldatılabilir. Ancak yasak ilişki gerilim ve kaygının yanı sıra haz ve heyecan da verir, bir süre sonra vazgeçilmez olabilir. Kimi zaman da kişi tek bir eşe bağlı kalma konusunda güçlük çeker, yıllar boyu hep çok eşli bir hayat yaşayabilir. Burada artık heyecan arayışı ya da ihtiyaçtan öte bir yaşam stili vardır, alışkanlık haline gelmiştir...

NPİstanbul Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Gökben Hızlı, bu konu hakkındaki sorulara cevap verdi:

Aldatmanın psiklolojik boyutları nelerdir?
 
Aldatma çoğu zaman kişinin yaşamındaki bir tatminsizlik, farklılık ihtiyacı ile birlikte gelir. Ya eşlerden birisinin gerçekçi ya da aşırı ihtiyaçları ilişkide giderilmiyordur, bu ilişkiden çıkış yolu bulmak ya da sadece karşı tarafın dikkatini çekmek için sadakatsizliğe yönelebilir.  Bazen sadece cinsel ya da duygusal ihtiyaçları giderme amacı ile aldatılabilir. Ancak yasak ilişki gerilim ve kaygının yanı sıra haz ve heyecan da verir, bir süre sonra vazgeçilmez olabilir. Kimi zaman da kişi tek bir eşe bağlı kalma konusunda güçlük çeker, yıllar boyu hep çok eşli bir hayat yaşayabilir. Burada artık heyecan arayışı ya da ihtiyaçtan öte bir yaşam stili vardır, alışkanlık haline gelmiştir. 
 
İnsanda, Aldatma geni var mı? 
 
Aldatma çok boyutu olan karışık bir insan davranışıdır. Bu sebeple “bu iş genetik” deyip sorumluluğun altından kurtulmak pek mümkün değil. Medyada” kadınlarda aldatma geni bulundu” biçiminde yer alan araştırma sonucunun bir hayli çarpıtıldığını düşünüyorum. Bu denli karmaşık insan davranışlarının tek bir genin etkisi ile gerçekleşmesi mümkün değildir. Kişinin geçmişte yaşadıkları, kültürel ve ahlaki değerleri, eşi ile ilişkisi ve biyolojik yapısı hep birlikte aldatmaya sebep verebilir.
 
Sadakatsizliği besleyen unsurlar nelerdir?
 
Bir ilişkide sorunlar olması, bazen monotonlaşan yaşamdan kurtulma isteği ya da kendine güven eksikliği tüm dünyada ortak aldatma sebepleridir. Hala birileri tarafından çekici bulunabildiğini görme ihtiyacı kişiyi sadakatsizliğe itebilir. Türk toplumunda ise evliliğin başında her şey yolunda iken çocukların doğmasıyla erkeğin sadakatsizliği riski artıyor çoğu zaman. Eşe “ana” sıfatı yükleniyor, sanki eş ile cinsel birliktelik ayıp gibi gelmeye başlayabiliyor. Ya da kadınlar çocukların bakımı ile uğraşmaktan ne kendilerine ne de eşlerine ilgi göstermeye fırsat bulamıyorlar. Bu durumda erkek fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını dışarıda giderme yolunu seçebiliyor. Aynı ihtiyaç kadın için de geçerli tabi. Bir diğer sorun da evlendikten sonra eşlerinin çalışmasına izin vermeyen, onları eve kapanmaya mahkûm eden kocalar… Daha sonra evde duran eş kocası için cazibesini yitiriyor, adam dışarıda aktif, çalışan, tuttuğunu koparan kadınları daha çekici bulmaya başlıyor. 
 
Aldatmanın ardından, kadın ve erkeğin yaşadıkları duygular farklı mı?

Her iki cinsiyette benzer aldatma sebepleri ve aldatmayı takiben benzer duygular görülebileceği gibi bazı farklılıklar da dikkat çeker. Genellikle erkekte cinsel tatminsizlik ya da açlık, güçlü hissetme arzusu, duygularını kontrol edememe sonucu aldatmaya yönelirken kadınlarda intikam duygusu ile aldatma daha sık izlenir. Aldatılan kadının ihmal edilmiş olması ya da eşi tarafından aldatılmış olması ihtimali daha yüksektir. Kadın aldatma kararı verdiyse daha sık olarak ilişkisinde ciddi sorunlar ve açmazlar vardır, kafasında bu ilişkiyi bitirme hazırlığı yapmıştır. Erkek ise genellikle eşinden vazgeçmek istemez, aldattığı ortaya çıktıktan sonra aşırı üzüntü, pişmanlık tepkisi verir, eşinden af diler, yeminler ederek tekrar güvenini kazanmaya çalışır.
 
Kişi aldatmak istemese de, insan beyni aldatmayı teşvik eder mi?
 
Beyimizde çok özelleşmiş işlevi olan bölümler dışında insan duygu ve davranışı ile ilgili işlevler iç içe geçmiştir. Aldatma davranışından tek bir beyin bölgesi sorumlu değildir. Aldatmanın içinde duygu, düşünce, heyecan arayışı, bellek, haz, duyular, hormonlar ve daha birçok beyin işlevi vardır. Bir tarafta bilinç diğer tarafta bilinçdışı süreçler birlikte işler. Alt benlikte cinsel istek ve haz arayışı varken benlik bunu akla uygun biçimde hayata geçirmeye çalışır, üst benlik ise “aldatmak yanlıştır, yapma” diyebilir. Bunun gibi birçok beyin işlevi aynı anda çalışır, tek bir bölgeden bahsetmek mümkün değildir.
 
Aldatma konusunda yapılan bilimsel bir araştırma var mı?
 
“Aldatma geni var” biçiminde yankı uyandıran makale var. İngiltere’de yapılan bir ikiz araştırmasının sonuçlarını bildiriyor. Tıbbi araştırmalarda bir konuda çevre mi yoksa genetik mi daha etkili anlamak için en sağlıklı araştırtma yöntemi ikizlerle çalışmaktır. Tek yumurta ikizleri birbirleriyle aynı genetik yapıyı paylaşırlarken çift yumurta ikizlerinin genetik yapıları farklıdır, ancak birlikte aynı dönemde büyüyerek ortak çevre etkisine maruz kalırlar. Bu sebeple eğer bir özellik tek yumurta ikizlerinde daha sık biçimde ortaksa genetik kökeni, çift yumurta ikizlerinde daha sık biçimde ortaksa çevre etkisine bağlı gelişmeyi düşündürür. Örneğin tanrı inancında genetik etki daha fazla iken düzenli kiliseye gitmede çevre etkisinin daha faza olduğu bulunmuş. Benzer biçimde aldatma davranışı araştırıldığında aldatma davranışının %40 oranda genetik yüke sahip olduğu sonucuna ulaşılmış.  Fakat araştırmada bahsedilen tek bir gen yok, belki 50–100 genin ortak etkisi ile çevreye verdiğimiz tepki şekilleniyor olabilir. Ancak bu gen varsa kişi aldatır biçiminde bir sonuç çıkarmak doğru olmaz. Kişi davranışının sorumluluğunu alabilmelidir.

 



1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |   Kayıt 1-100 / 1064




        Anasayfam Yap

        Favorilerime Ekle
KONUK YAZARLAR
Doç. Dr. Kemal YEŞİLÇİMEN
Otlarla aldatmak!
(27/04/2010)
Prof. Dr. Ziya MOCAN
Daha çok hanımları yakalıyor!
(02/02/2010)
Doç. Hakan GERÇEKOĞLU
By-pass ameliyatı sonrası sağlıklı yaşam rehberi
(28/03/2009)
Doç. Dr. Cahide TOPSAKAL
Bel ağrısına çözüm...
(16/02/2010)
Prof. Dr. Cengiz PATA
Mide rahatsızlığı olanlara tavsiyeler
(20/08/2009)
Doç. Dr. Ayşe EMRE
Doğal ürünler ve şifalı bitkiler
(01/07/2009)
Prof. Dr. Cem FIÇICIOĞLU
Sağlıklı vajina nasıl olmalıdır?
(23/03/2009)
Dr. İbrahim ATEŞ
Takıntılarınız var mı?
(09/03/2010)
Diş Hekimi Arzu YALNIZ
Anne karnında başlıyor!
(21/09/2009)
Diyetisyen Sanem APA
Her besinin içeriği farklıdır!
(21/07/2010)
Dilek EMİR
Yaşlanmayı yavaşlatma…
(25/06/2010)
Elif OKTAV
Stres, bir hayatta kalma içgüdüsü
(10/02/2010)
Ecz. Yusuf KÜRKÇÜOĞLU
Peki ne değişti?
(21/02/2010)
Tüm yazarlar
 


Bana Site Yap